![]()
90'lı yılların başlarında Türkiye'de iletişim alanında çok büyük ve hızlı bir dönüşüm yaşamaya başladı. Bu değişim ve dönüşümün hızını, özel TV kanalları ve radyolarının yanı sıra internet kullanımı belirledi.
Türkiye bu süreçte gelişmiş tüketim toplumlarında görülen iletişim modellerini benimsemek ve hayata geçirmek konusunda çok hızla yol kat etti. Aynı dönemde ülke ekonomisinin çizdiği yeni model uluslararası markaların Türkiye pazarına aktif katılımını sağlayıp çabuklaştırdı. Türkiye, gelişkin ve rekabetçi pazarlama yöntemleriyle aktif olarak tanışmaya başladı. Reklam neredeyse yegane iletişim disiplini ve TV, gazete, dergi, radyo reklamları da tek iletişim yöntemi olarak algılanıyorken, gelişkin pazarlardaki tüm iletişim disiplinlerinin kullanıldığı 360 derece iletişim yöntemi tanınmaya ve benimsenmeye başlandı.
Türkiye'de tüm iletişim disiplinleri için önemli bir gelişme de, "yaratılan iş sonuçlarının ölçülebilir olması beklentisi ve bilinci oluşmaya/oturmaya başlaması" oldu.
Bugün artık pazarlanan ürün ya da hizmetlerin rekabetçi açıdan fark yaratma ve bu farkı koruma ömrü ciddi oranda kısaldı. İletişim, "farkın" oluşması ve yaşamasında başlı başına bir "olmazsa olmaz" ve "yatırım değeri" haline geldi.
Bu nedenle, iletişimin farklı disiplinlerinden sorumlu bizler, hizmet verdiğimiz marka ve kurumların iş hedeflerine doğrudan katkı sağlamak için sıkı bir işbirliğine girmek ve güçler birliği olmak / oluşturmak zorundayız. Bu güçler birliği modelinde, mesleğimiz sadece medya iletişimiyle ve etkinlik üretmek-yönetmekle sınırlı tutulmamalıdır.